Şuan A.S.C. da 0/14 Kişi Online
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
Bugün 06.02.2012 
        
ANASAYFA
        
HESABIM
          
DOWNLOAD
          
FORUM
        
VİDEOLAR
        
RESİMLER
          
RADYO DİNLE
          
TOOLBAR İNDİR
          
Masaüstü Player İndir
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? CANLI DESTEK
 » Ana Menü
    » Ana Sayfa
    » Forum
    » Haberler
    » Resimler
    » Videolar
    » Mesaj Kutum
    » Ziyaretçi Defteri
    » Tavsiye Gönder
    » Sitene Radyo Ekle
 » Genel
    » Emanet Ve Ehliyet
    İslamda Aile Hayatı
    » Mübarek Geceler ve Günler
    Kıyamet Alemetleri
    » Marifetname
    » Çanakkale
    » Bunları Biliyor Muyuz
    » İslam'da Kadın
 » Peygamberimiz
    » Fahr-i Kainat
    » Peygamberler
    » Menkibelerle(s.a.v)
    » (S.a.v.) Ahlakı
    » Peygamberler Tarihi
    » Müjdelenenler
     » Hanım Sahabiler
    » (S.a.v) isimleri
 » Kur'an-ı Kerim
    » Kuran Kerim Meal İzleyin ve indirin
    » Dini Sözlük
    » Arapça Kur'an
    » Kuran ı Kerim Türkce Meali
    » Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerifleri
    » Namaz Sureleri
    » oku ve dinle
     » 40 Hadis
 » Tasavvuf
    » Evliyalar
    » Alimlerin Hayatı
    » Kıssalar
    » İslam Ahlakı
    » Mektubat
    » Tasavvuf Nedir?
    » Dalaletden Kurtuluş
» Ezan Saat i


» Toplist Siteni Ekle
 
www.hakyolundayiz.co
 
CanMuhammed İslami F
 
İSLAMİYETİMİZ
 
Radyo Perisi
» Anket
Asrisadet.com sitesi üyeliğinizden bu yana sizlere ne kazandırdı
Saygıyı, sevgiyi, kardeşliği ve paylaşmayı bana ka (59-63%)
Bilgi birikimimi arttırmama yardımcı oldu (23-24%)
Hiç birşey öğretmedim ama siteden çok şey öğrendim (6-6%)
Bu site bana hiç birşey kazandırmadı (3-3%)
Siteden yeternce istifade edemiyoruz (2-2%)
Siz Anketi Oyladınız
93 - Katılım
( Sonuçlar )
» Yemek Tarifleri

   
» Kimine Göre Forum Bize Göre Aile AsriSadet.Com.....


     SALAVAT KAMPANYASI KATILMAK İÇİN TIKLAYINIZ

» Sitemize Üye Olabilirsiniz

Radyo Asrisadet'i yüksek kalitede ve kesintisiz dinleyebileceğiniz Masaüstü Player'ımızı hızlı ve güvenli bir şekilde indirmek için Resimin üstüne TIKLAYINIZ..!!.

» Son Cevaplar
Son Cevaplar Cevap Tarih Konu Açan Son Yazan Cvp Hit
Hz.mevlandan tebessüm ve tefek 06.Şub.2012 21:36:11 meryemcan meryemcan 0 0
--- 06.Şub.2012 21:06:05 sehadetyildizi sehadetyildizi 8 73
Her bir güle muhammet ismini v 06.Şub.2012 20:57:50 sehadetyildizi sehadetyildizi 10 52
Bu güzel duaya amin demek iste   S:1,2, 06.Şub.2012 20:57:08 sehadetyildizi sehadetyildizi 27 255
Allahın bizim ibadetimize ihti 06.Şub.2012 18:25:06 NECDET07 NECDET07 2 10
Hey siz .. 06.Şub.2012 17:35:11 hanifee NECDET07 3 24
Fatihanın yedi kapısı- 06.Şub.2012 17:31:06 asrisadet NECDET07 3 20
Halitin abisi 06.Şub.2012 17:29:02 mahzun NECDET07 5 24
Sema maraşlıdan eleştirilere y 06.Şub.2012 16:45:33 mahzun mihrace 4 24
Erkek adam ağlamazmiş 06.Şub.2012 16:38:10 mahzun mihrace 6 30
Evlilik sadakat ister 06.Şub.2012 16:23:23 mahzun volkan816 3 62
Kutlu dogum efendimize okuyoru   S:2,3,4,5, 06.Şub.2012 10:44:11 hanifee hanifee 59 459
Anne(cik) baba(cık) sen bu oyu 06.Şub.2012 10:36:51 hanifee Sevvalsu 2 18
» Kim 5000 Puan İster
riseleinur taplam kaç parçadır
A130 B135
 
C145 D150
 
» Videolar
 
salavat kampanyası
 
MUHTEŞEM YÜZYILI İ
 
islamın şartı beş
 
Abdurrahman Önül -
 
küçük müezzin
 
Vanlı kaynananın g
 
Ağlaya Ağlaya
 
bu çağın zeynebler
 
yürüsem
 
muhteşem bir ilahi
 
NAMAZA BAŞLATAN Vİ
 
eğer bir gün peyga
 
AŞK BUDUR
 
FERİDUN EROĞLU-KAD
 
BUYUR DEMEDİ Mİ?
 
SICAK RAMAZANLAR
 
Namaz Bu Kadar mı
 
SEN GEL DİYE
 
bütün şehir namaz
 
allah diyen aslan
» Son Dakika Haber
» Gün Gün Yayın Akışı

Forum, Haber, Dosya, Yazı, KYazı, Resim, Video, Link, İlan, Firma, Filimler, RADYO DİNLE , Sohbetler, Sağlık Bilgileri, Yemek Tarifleri , Namazlar , Mp3ler , Üye, Tümü,
   
» Kolay Menü
  Forum
  Modüller
  Haberler
  Dosyalar
  Yazılar
  Resimler
  Videolar
  Bağlantılar
  İlanlar
  Firmalar
  Köşe Yazıları
  Marketim
» Radyo Asrısadet

» Bugün Girenler
24 Kişi
------------------------
enezerre
Azimli Üye
12 dakika önce

[Sohbet Et]
------------------------
hanifee
Yonetici
38 dakika önce

[Sohbet Et]
------------------------
sehadetyil...
Tiryaki Üye
1 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
admin
Genel sorumlu
1 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
meryemcan
Gezici Üye
1 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
muhabbeter...
Gezici Üye
2 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
mahzun
genel sorumlu
4 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
NECDET07
Yıldız Üye
4 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
yolcu1
Yönetici
4 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
alperen
Gezici Üye
5 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
UmeyyeSahr...
Gezici Üye
5 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
mihrace
Gezici Üye
6 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
volkan816
Tiryaki Üye
6 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
zamanusta
Gezici Üye
6 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
avdullu
Gezici Üye
7 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
ibrosm
Gezici Üye
8 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
Sevvalsu
Yıldız Üye
9 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
asrisadet
Yönetici
9 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
ilker
Gezici Üye
9 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
HUZUR79
Çalışkan Üye
10 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
fatimazehr...
Gezici Üye
11 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
fevzi038
Gezici Üye
11 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
Mehmet1976
Gezici Üye
12 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
ahirim
Tiryaki Üye
12 saat önce

[Sohbet Et]
------------------------
 » Sohbet
» Esmaulhusna


» Veda Hutbesi

 

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyor um, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

» Hz. Fatma'nın Hutbesi

Kurtuluş Kapısı

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Fatıma, ResulAllah (s.a.a)'in vefatından sonra çok kederli günler geçirdi.

Bir taraftan Hz. Resulullah'ı kaybetmenin verdiği hüzün, diğer taraftan Hazret'in vefatından hemen sonra.

ümmetin Ehl-i Beyt'e karşı sergiledikleri vefasızlık örneği, o Hazret'i büsbütün yıkmıştı. İşte bu kederler içinde bir gün perişan bir halde evden çıkarak babasının kabrini ziyaret etmek için hareket etti, güçsüzlükten babasının mezarına zor ulaşabildi. Mihrabı, ezan okunan yeri görünce figan etmesiyle yere düşmesi bir oldu. Bayılmıştı. Kadınlar yüzüne su serpmeye başladılar, ayıldığında babasının kabrine bakıyor ve şu cümleleri zemzeme ediyordu:

“Babacığım! Gücüm tükendi, bedenimde hal kalmadı, düşmanım şematet etti, üzüntü beni öldürdü. Babacığım! Yalnız, hayran ve tek kaldım. Sesim tutuldu, belim kırıldı, hayatım bunaldı, günlerim karardı. Babacığım! Senden sonra yalnızlığımı giderecek bir munis, gözyaşımı dindirecek bir arkadaş, zaafımı karşılayacak bir yardımcı bulamam..


Babacığım! Senden sonra Kur’an’ın hükmedildiği yer, Cebrail ve Mikail’in indiği mekan fani olup gitti. Babacığım! Senden sonra sebepler (ilişkiler) değişti, kapılar yüzüme kapandı. Babacığım! Senden sonra artık dünyaya küskünüm, nefesim tükeninceye dek sana ağlayacağım. Babacığım! Sana olan aşkım tükenmek bilmez, sana olan hüznüm sona ermez. Ey vah babacığım! Ey vah Allah’ım!...”

Hz. Fatıma camiye gidip konuşacağını ilan eder etmez bu haber Medine’de beklenmedik yankı yaptı. Muhacir ve Ensar topluluğu, ResulAllah’ın yadigarı Hz. Fatıma acaba halka ne konuşacaktır, diye camiye akın yaptı. Hz. Fatıma Beni Haşim kadınlarının eşliğinde evden dışarı çıkıp camiye doğru hareket etti. Camiye girdiğinde kendisi için bir perde çektiler. Kendini ağlamaktan alamadı. Öyle bir ağladıki, herkesi ağlattı. Mescidde sanki kıyamet kopmuştu, ağlama sesleri birbirine karıştı. Herkes iyice sustuktan sonra şöyle dedi: “Verdiği nimetlere karşı övgü sadece Allah'a mahsustur. İlham ettiği şeylere karşı şükür sadece O’na aittir. Başlattığı bütün nimetler, bağışladığı bol bahşişler, verdiği bol ihsanlarına karşı sena sadece O’na mahsustur. Nimetleri sayılamayacak kadar çoktur, sonu karşılığı verilemeyecek kadar uzaktır, sonsuzluğu idrakten ıraktır. Nimetlerin arttırılması için insanları şükretmeye davet etti, onların çoğalması için halktan hamdetmeyi istedi. İkinci kez de o nimetlerin (ahiretteki) benzerine davet etti.


Şehadet ederim ki, Allah’tan başka bir ilah yoktur. Tektir, ortağı yoktur. Bu kelimenin tevili ihlastır. Kalpler O’na bağlanmıştır ve fikir O'nunla aydınlanmıştır. Öyle bir Allah’tır ki, gözler O’nu göremez, diller O’nu (olduğu gibi) vasfedemez, akıllar O’nu nitelendiremez. Bütün şeyleri yoktan var etti, herhangi bir şeyi örnek edinmeksizin yarattı. Onların yaratılmasına bir ihtiyacı olmaksızın ve hiçbir fayda gütmeksizin kendi iradesiyle, hikmetini ispat emek, itaatine vakıf kılmak, kudretini göstermek, kullarını ibadete çağırmak, davetini yüceltmek için bunları yarattı. Sonra kullarını azaptan korumak ve onları cennetine sevk etmek için kendisi itaat edene mükafat vermeyi, isyan edeni ise cezalandırmayı takdir etti. Şehadet ederim ki, babam Muhammed (s.a.a) Allah’ın kulu ve elçisidir. O’nu, elçi olarak göndermeden önce seçti, yaratmadan önce O’na “Muhammed” adını verdi, Nebilikle görevlendirmeden önce O’nu tercih etti. O zaman diğer mahlukat daha gayb aleminde gizliydi, korkunç perdelerle korunmuştu, yokluğun son derecesinde esirdi (yokluk sınırını aşmış değildi). Allah Teala işlerin sonunu biliyordu, bütün hadiselerden haberdardı, mukadderatın yerlerini tanıyordu. Yüce Allah, emrini tamamlamak, hükmünü icra etmek, kesin mukadderatını infaz etmek için Muhammed’i s.a.v mebus etti. Allah Teala, insanların dinlerinde ayrılığa düştüğünü, tefrika ateşine yöneldiklerini, putlara taptıklarını, bilerekten Allah’ı inkar ettiklerini görünce, babam Muhammed (s.a.a) vesilesiyle karanlıkları aydınlattı, kalplerdeki karalıkları giderdi, gözler önüne çekilen şaşkınlık perdelerini kaldırdı. Babam, halkı hidayet etmek için kıyam etti, onları sapıklıktan kurtardı, körlüklerini giderip basiret verdi. Onları mutedil bir dine hidayet etti, doğru bir yola çağırdı. Daha sonra Allah Teala şefkat ile ve herhangi bir icbar söz konusu olmadan O’nun ruhunu aldı. Artık Muhammed (s.a.a), bu dünyanın elem ve sıkıntılarından rahat bulunmaktadır, öbür dünyada mukarreb melekler ve bağışlayan Rabbin rıdvanıyla beraberdir ve Allah’ın civar-ı kurbunda yaşamaktadır. Allah’ın salat, rahmet ve bereketi O’nun Nebi’si, emini ve yaratıkları arasından seçip beğendiği babama olsun.”

Sonra halka hitap ederek şöyle buyurdu: “Ey Allah’ın kulları! Siz, O’nun emir ve nehyinin koruyucuları, din ve vahiy ilminin taşıyıcıları, size emredilenleri ve dini diğer milletlere ulaştıran elçilerisiniz. O’nun gerçek halifesi sizin aranızdadır. O, Allah’ın daha önce size gönderdiği bir ahit ve aranızda bıraktığı bir hüccettir. O, Allah’ın natık (konuşan) kitabı ve sadık Kur’an’ıdır. O, parlak bir nur ve aydınlatıcı bir ışıktır. Delilleri aşikardır, sırları açıktır, zahirleri vazıhtır. Ona uyanlara gıpta edilir. Kendisine uyanı Allah’ın rıdvan-ı cennetine götürür. Ona kulak vereni kurtuluşa sevk eder. Allah’ın aydın hüccetleri, açıklanmış farzları, yasaklanmış haramları, yeterli delilleri, övülmüş erdemleri (müstehapları), hibe edilmiş ruhsatları ve yazılmış şeriatları onun vesilesiyle elde edilir, kavranılır. Allah şirkten arınmanız için imanı, kibirden uzaklaşmanız için namazı, nefsin temizlenmesi ve rızkın artması için zekatı, ihlasın sağlamlaşması için orucu, dini ayakta tutmak için haccı, kalplerin düzelmesi için adaleti, dinin düzene girmesi için bize itaati, ümmetin tefrikaya düşmemesi için bizim imametimizi, İslam’ın aziz ve üstün olması için cihadı, İlahi mükafatı hakkedebilmek için sabrı, toplumun maslahatı için iyiliği emretmeyi, gazaptan korunmak için ana-babaya iyilik etmeyi, ömrün uzaması ve nüfusun çoğalması için akrabalarla ilişkiyi kesmemeyi, kanların akıtılmaması için kısası, mağfirete yönelmek için adağı yerine getirmeyi, eksik ölçmeyi önlemek için ölçü ve tartıda tam hakkını vermeyi, lanetlenmekten korunmak için kaziften (namuslu kadınlara zina isnadında bulunmaktan) kaçınmayı, iffet ve emniyeti (toplumda) hakim kılmak için hırsızlık yapmaktan uzak durmayı, pislikten uzak olmak için şarap içmekten sakınmayı, Rabb'liğine olan inancın ihlası için şirkten kaçınmayı farz kıldı. “Allah’tan, gerektiği şekilde çekinin, ancak Müslüman olarak ölün.”(ali imran 102) Size emrettiği ve sizi ondan sakındırdığı şeyde Allah’a itaat edin. “Allah’tan ancak alim olanlar korkar.” (fatır 28)

Sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Bilin ki, ben Fatıma’yım, babam Muhammed’dir. Yine tekrarlıyorum; ben Fatıma’yım, babam Muhammed’dir! Yalan söylemiyorum ve hata da etmiyorum. “Andolsun, size içinizden bir ResulAllah geldi ki, zahmet çekmeniz onu incitir ve üzer. Size çok düşkündür, müminlere çok merhametlidir, onlara hayır diler.” (tevbe 128) Eğer o ResulAllahı tanıyorsanız, bilmeniz gerekir ki, o ResulAllah, sizin kadınlarınızın babası değil benim babamdır, sizin erkeklerinizin değil benim amcaoğlumun kardeşidir. Onunla akrabalık ne de güzeldir! O, risaletini halka ulaştırdı, onları ilahi azapla korkuttu. Müşriklerin yol ve yöntemlerinden yüz çevirdi. Onların sırlarına ağır bir darbe indirdi. Onların boğazını sıktı, hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağırdı. Putları kırdı, küfrün başını dağıttı, sonunda küfür topluluğu hezimete uğradı, geriye dönüp kaçtı, gece sabahtan ayrıldı (karanlıklar yok oldu), hak ortaya çıktı, dinin önderi söz sahibi oldu, şeytanların kükremesi kesildi, nifak topluluğu helak oldu, küfür ve düşmanlık düğümleri çözüldü, siz de yüzleri ak ve oruçtan karınları aç kişilerin arasında (hürriyetle) ihlas ( la ilahe illâllah) kelimesini söyler oldunuz. Sizler (Resul-i Ekrem gelmeden önce) bir ateş çukurunun kenarındaydınız, içenin içeceği değersiz bir yudum su idiniz, tamahkarın ganimet bilip yiyivereceği bir lokmaydınız, adavet ateşini körükleyenler için uygun bir alev idiniz, ayaklar altında eziliyordunuz. Develerin girip kirlettikleri (çukur) suyu içiyordunuz, ağaç yapraklarını gıda ediyordunuz, zelil ve aşağılık bir hale düşmüştünüz, etrafınızdaki insanların sizi ezmesinden korkuyordunuz, bütün bu bedbahtlıklardan sonra Allah Teala, babam Muhammed vasıtasıyla sizleri kurtardı. Daha sonra babam, yiğit kişiler, Arab'ın kurtları ve kitap ehlinin isyancılarıyla denenip sınandı (onlarla savaştı).

Onlar ne zaman savaş ateşini tutuşturdularsa Allah-u Teala onu söndürdü. Şeytanın boynuzu göründüğünde (onlar baş kaldırdığında) veya müşriklerden bir ejderha ağzını açtığında kardeşi Ali’yi onun ağzına atıyordu (onun önüne çıkarıyordu), o da onun beliyle kulağını ayak altına almadan ve onun püskürdüğü ateşi kılıcıyla söndürmeden geri dönmüyordu. Allah’ın rızasını kazanmak için bu zorluklara katlanıyordu, O’nun emirlerini uygulamak için çaba sarf ediyordu, Resulullah’a herkesten daha yakındı, evliyaullahın seyyidi (efendisi) idi. Her zaman (Allah’ın ve Nebi’sinin emrine) hazır, hayır isteyen, gayretli ve emekçi idi. Allah'ın yolunda, kınayanların kınaması ona mani olmazdı.


Ali tebliğ ve cihat ederken siz keyfinizi sürdürmekte, rahatınıza bakmaktaydınız, mağlubiyete uğramamızı ve bir haber çıkmasını bekliyordunuz. Savaş anında geri dönüp düşmanla savaşmaktan kaçıyordunuz. Allah Teala, Resulü için, Resullerin evini ve seçkin kullarının yurdunu seçtiğinde (onu Firdevs cennetine götürdüğünde) artık nifak dikeni (kalplerde kinler) ortaya çıktı, din gömleği eskidi, kin besleyen sapıklar, söz sahibi oldular, en düşük kişiler ortaya çıktılar. Batıl ehlinin boğur devesi böğürdü, arsanızda kuyruğunu oynattı, şeytan yerinden başını çıkardı, sizi kendine çağırdı, davetine icabet ettiğinizi, onun aldatmasına hazır olduğunuzu gördü. Sonra hareket etmenizi istedi, siz de hareket ettiniz, tehyiç olmanızı istedi, siz de tehyiç oldunuz. Derken başkasının devesini damgaladınız (sizin malınız olmayan hilafeti gasp ettiniz), onu, sizin olmayan bir çeşmenin başına getirdiniz. Ahdinizden (Gadir-i Hum’daki biatinizden) uzun bir zaman geçmemişti, ResulAllah’ın vefatından dolayı kalbimizin yarası çok genişti, henüz iyileşmemişti, ResulAllah’ın mübarek naşı henüz toprağa verilmemişti. Fitne çıkması korkusunu bahane ederek kendinizi öne attınız. Ama bilin ki, fitnenin ta içine düştünüz. Şüphe yok ki, cehennem küfre sapanları kuşatmıştır.

Heyhat! Siz nere, fitneyi yatırmak nere! Ne oluyor size? Nereye gidiyorsunuz? Allah’ın kitabı sizin aranızdadır; sözleri açık, ahkamı parlak, nişaneleri göz kamaştırıcı, emri ve nehiyleri aşikardır. Ama siz onu arkanıza attınız. Ondan yüz çevirmek mi istiyorsunuz? Yoksa Kur’an’dan başkasıyla mı hükmediyorsunuz? Ondan başkasını almak zalimler için ne de kötü değişmektir. (Şunu bilin ki;) “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmez ve o, ahrette hüsrana uğrayanlardandır”(Nisa/84) Sonra (çalınan devenin) ürkmesi sakin ve dizginlenmesi kolay olacak kadar bile sabretmediniz. Sonra fitne ateşini tutuşturdunuz, onun közünü körüklediniz. Azgın şeytanın çağrısına müspet cevap verdiniz. Parlak dinin nurunu söndürmeye, seçkin ResulAllah’ın sünnetini boşlamaya koyuldunuz. Köpük içmek diyorken alttan çorba (veya süt) içiyorsunuz. Ağaçlar arasında saklanan yırtıcı canavarlar gibi onun (ResulAllah’ın) Ehl-i Beytine ve evlatlarına doğru yürüyorsunuz. Bıçak kesmesi ve karına sokulan mızrak ağrısı gibi olan sizden gördüğümüz bu zulümlere sabretmekten başka bir çaremiz yoktur.

Siz şimdi ResulAllah’dan bize miras yetişmediğini mi sanıyorsunuz? “Yoksa cahiliye hükmünü mü arıyorsunuz? Kesin bilgiye inanan bir topluluk için, hükmü, Allah’ın hükmünden daha güzel olan kimdir.” (maide 150) Benim Resulullah’ın kızı olduğumu bilmiyor musunuz? Benim onun kızı olduğum parlak güneş gibi size açıktır. Ey Müslümanlar! Babamın mirasının zorla elimden alınması doğru mudur? Ey Kuhafe oğlu (Ebu Bekir)! Acaba senin babandan miras alabileceğin ama benim babamdan miras alamayacağım Kur’an’da mı yazılmıştır? Şüphesiz Allah’a iftira ediyorsun. Bilerek mi Allah’ın kitabını (onun düsturlarını) arkanıza attınız? Çünkü Allah Teala Kur’an’da: “Süleyman, Davud’a mirasçı oldu” (neml 16) buyurmaktadır. Yine Yahya bin Zekeriyya’ın kıssasında, Zekeriyya: “Rabbim! Bana kendi katından bir yardımcı armağan et. Bana mirasçı olsun, Yakup oğullularına da mirasçı olsun.”(meryem 5,6) diye Allah’a yalvarmaktadır.


Yine Allah Teala Kur’an’da: “Akrabalar (Mirasta) Allah’ın kitabına göre, birbirlerine önceliklidir.” (enfal 75) buyurmaktadır. Yine: “Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder.” (nisa 11)buyurmaktadır. Yine: “Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal, mülk vb.) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size farz kılındı.”(bakara 180) buyurmuştur. Benim için mirastan bir hisse olmadığını, babadan miras alamayacağımı ve aramızda akrabalık bağı olmadığını mı sandınız? Acaba Allah Teala bir ayeti size mahsus kılmış da babamı miras hükmünden istisna mı etmiş? Yoksa iki dinin milletleri birbirlerinden miras alamazlar mı diyorsunuz? Acaba ben ve babam bir dinden değil miyiz? Yoksa siz, Kur’an’ın umum ve hususunu babam ve amca oğlumdan daha iyi mi biliyorsunuz? Bu yularlanmış ve palanlanmış deve (hilafet ve fedek) de senin olsun al götür; yaptıklarınla kıyamet günü karşılaşacaksın. Allah ne güzel hükmeden, Muhammed ne güzel kefil ve kıyamet ne güzel buluşma yeridir! “O gün batılda olanlar hüsrana uğrayacaklar”(casiye 27) O gün pişmanlık duymanız size yarar vermeyecektir. “Her bir haber için kararlaştırılmış bir zaman (müstakar) vardır. Siz de bileceksiniz.” (enam 67)“Yakında öğreneceksiniz, kendisini aşağı kılan azap kime geliyor ve kesintisiz azap kimin üzerine çöküyor?” (zümer 40)

Sonra Ensar’a hitap ederek şöyle buyurdu: “Ey cömert topluluğu! Ey dinin pazıları (yardımcıları)! Ey İslam’ın koruyucuları! Benim hakkımda sizdeki bu tamah (veya zaaf) ve mazlumiyetim hususunda sizdeki bu uyuklama nedir? Babam Resulullah (s.a.a): “Kişinin hürmeti, evladı hakkında korunmalıdır (evlada hürmet babaya hürmettir)” buyurmuyor muydu? Ne çabuk değişiklik icat ettiniz? Ne çabuk boşaltıp döktünüz (kararlarınızı değiştirdiniz)? Sizin, istediğim ve elde etmeye çalıştığım şeye gücünüz yeter. Muhammed öldü (yaslıyız) diyor musunuz? Evet bu büyük bir musibetti, gediği geniştir, yarığı çoktur; bitişiği yarıldı (artık hiçbir şey onu telafi edemez). Onun gözlerden kaybolması sebebiyle yeryüzü karanlık oldu, musibetinden dolayı güneş ve ay tutuldu, yıldızlar dağıldı, arzular öldü, dağlar alçaldı. Yine o öldüğünde harim kaldırıldı (sınırlar çiğnendi), hürmet yok oldu (kimseye ihtiram ve saygı bırakılmadı). Andolsun Allah’a bu büyük bir felaket ve büyük bir musibetti; dünyada bunun misli (canları yakan) bir bela ve afet görülmemiştir. Ancak her akşam ve sabah evlerinizde okuduğunuz Kur’ an onu (ResulAllahın ölmesini) açıkça bildirmiştir. Bu bela (ölüm) ondan önceki Nebiler ve ilahi elçilere de gelip çatmıştır. Bu, kesin bir hüküm ve kaçınılmaz bir kaza (karar)dır: “Muhammed, yalnızca bir Resuldür. Ondan önce nice Resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse, ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi (cahiliyeye mi) döneceksiniz? Kim iki topuğu üzerine gerisin geriye dönerse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.” (Ali imran 144).


Ey Kayle (Evs ve Hazrec’in ninesi) oğulları! Babamın mirası sindirilsin mi? Oysaki siz beni görecek, sesimi işitecek mesafedesiniz, sessiz durmuşsunuz! Feryadımı duyuyorsunuz, halimi biliyorsunuz; yeterince sayınız, azığınız, gücünüz, silahınız ve siperiniz vardır. Ama bununla birlikte çağrımı duyup cevap vermiyorsunuz, imdat sesimi duyup yardım etmiyorsunuz. Halbuki yiğitlikle meşhur, hayır ve salahla ma’ruftunuz. Seçilen seçkinler ve biz Ehl-i Beyt için beğenilen güzidelerdiniz. Araplarla savaştınız, zorluklara katlandınız, çeşitli milletlerle çarpıştınız, yiğitlerle yüz yüze karşılaştınız. Biz adım attığımızda adım attınız, emrettiğimizde emre uyuyordunuz. Nihayet İslam’ın değirmeninin taşı dönmeye başladı, günün sütü (ganimetler) çoğaldı, şirkin narası kesildi, yalanın kaynaması durdu, küfür ateşi söndü, kargaşalık daveti dindirildi, din nizamı düzene girdi. Öyleyse yardım edeceğinizi açıkladıktan sonra neden susarak geri döndünüz, himaye edeceğinizi ilan ettikten sonra neden gizlediniz, teşebbüste bulunduktan sonra, neden geri çekildiniz, imandan sonra neden şirk koştunuz? “Yeminlerini bozan, Resulleri (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer iman etmiş kimseler iseniz, Allah korkulmaya daha layıktır.” (tevbe 13)


Görüyorum ki rahatlığa yönelmişsiniz, yöneticiliğe herkesten layık olanı makamından uzaklaştırdınız, müsterih oldunuz, darlıktan genişliğe çıktınız, gizlediğinizi açığa vurdunuz, içtiğinizi kustunuz. (fakat şunu bilin ki:) “Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü kafir olursanız, gerçek şu ki, Allah ganidir ( hiçbir şeye muhtaç değildir), hamiddir (bütün övgüler ona mahsustur).” (ibrahim 8 ) Bilin ki, gerekeni söyledim, alçaldığınızı (veya geçici sarhoşluğunuzu) da, kalplerinizin gizlediği hıyaneti de biliyordum. Ama bunlar, dertli ruhun taşması, öfkenin dışarı dökülmesi, kalp çeşmesinin coşması, gönlün derdini ve hücceti tamamlamak içindi..

MÜ'MİNLER!

(Mesele yağmalamaksa) öyleyse bunu (hilafet ve fedeki) alın, onu devenin arkasına yükleyip götürün; (fakat şunu bilin ki) onun sırtı yağır olacak, ayakları aşınacak, kusuru kalacak (ve sizin için yüzkarası olacak)tır. O, Allah’ın gazabıyla damgalanmıştır, rezilliği ebedi kalacaktır ve sizi Allah’ın kalplere işleyen yakılmış ateşine götürecektir. (Bilin ki) yaptıklarınız Allah’ın gözü önündedir. “Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.”(şuara 227 ) Ben, “sizi şiddetli bir azabın öncesinde uyarıp- korkutan”(sebe 46) ResulAllah’ın kızıyım. Artık “Yapabileceğinizi yapın; kuşkusuz biz de (bir şeyler) yapmaktayız. Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip-durmaktayız.” (hud 121) Ebu Bekir, Hz. Fatıma’nın güçlü mantık ve delili karşısında halkı aldatma yoluna baş vurarak şöyle dedi: “Ey Resulullah’ın kızı! Baban müminlere karşı şefkatli ve esirgeyiciydi, hiç şüphesiz Muhammed (s.a.a) bizim kadınlarımızın babası değildi, senin babandı ve senin kocanın kardeşiydi. Bunu çok iyi biliyoruz. Kim sizi severse kurtuluşa erişir, kim size buğz ederse hüsrana uğrar... hiç kimse seni hakkından mahrum edemez, seni yalanlayamaz... Fakat Allah’a andolsun ki, babanın şöyle buyurduğunu duydum: "Biz Nebiler, altın, gümüş, ev ve mülk miras bırakmayız, ilim ve nübüvvetten başka mirasımız olmaz. Bizden geride kalan mallarımız Müslümanların halifesinin yetkisindedir...”


Hz. Fatıma Ebu Bekir’e şöyle cevap verdi: “Sübhanallah! Babam Allah’ın kitabından yüz çeviren, ahkamına muhalefet eden değildi. Onun hükümlerine uyan, onun surelerini takip edendi. Acaba hileye baş vurarak ona iftirada bulunmak mı istiyorsunuz? Onun ölümünden sonra sizin bu işiniz, onun hayatı döneminde onu yok etmek için kurduğunuz tuzaklara benzemektedir. Bu Kur’an, adaleti hakim ve hakla batılı birbirinden ayıran natıktır. Kur’an: “Artık bana kendi katından bir yardımcı armağan et. Bana mirasçı olsun, Yakup oğullarına da mirasçı olsun.”(meryem 5,6)

“Süleyman Davud’a mirasçı oldu”(neml 16) buyurmaktadır. Allah Teala feraiz ve miras hükümlerini Kur’an’da beyan etmiş, zan ve şüpheye bir yer bırakmamıştır. “Hayır, nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah’tır.” (yusuf 18) Ebu Bekir, Hz. Fatıma’nın ezici delillerinden kendisini kurtarmak için şöyle dedi: “...İkimizin arasında bu insanlar hükmetmelidir. Çünkü beni onlar hilafete seçtiler...”

Hz. Fatıma bunun üzerine susan halka şöyle buyurdu: “Ey batıl söze koşan, çirkin ve helak edici ameller karşısında susan topluluk! “Kur’an’da düşünmez misiniz? Yoksa bir takım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş?” Hayır, yaptığınız kötü ameller kalplerinizi kaplamıştır; kulaklarınızı, gözlerinizi kapamıştır. Tevil ettiğiniz (yorumladığınız) ne de kötüdür! Biçtiğiniz ne de pistir! Muameleniz ne de çirkindir! Vallahi onun mahmilini ağır, sonucunu ( veya vadisini) kötü havalı bulacaksınız. Perdeler gözlerinizin önünden kaldırıldığında, onun ardındaki şiddet ve mihnetler açığa çıktığında, sanmadığınız şeyler Allah tarafından size aşikar edildiğinde, “İşte orada hakkı iptal etmekte olanlar hüsrana uğrayacaklarıdır”(Mü’min/78)

Hz. Fatıma'nın hastalığı ağırlaştığğında Ensar ve Muhacirlerden bir grup kadın, Hz. Fatıma’nın ziyaretine gittiler. Ey Resulullah’ın kızı, nasıl sabahladın, durumun nasıldır? diye sorduklarında şöyle buyurdu: “Allah'a andolsun ki, dünyanızı sevmediğim, erkeklerinize darıldığım halde sabahladım. Onları denedikten sonra uzağa attım, sınadıktan sonra onlara sinirlendim. Keskinin körelmesi, ciddiyetten sonra gevşeklik, mızrağın (veya kanalın) çatlaması, görüşlerin bozulması, isteklerin sapması ne de kötüdür! “Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne de kötüdür. Allah onlara gazaplandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır.” (maide 81,82)Çaresizlikten onun (Fedek ve Hilafetin) ipini onlara taktım, onu onlara yükledim, onun baskınını onlara yaptım (diyeceğimi dedim). Zalim kavim hayır görmesin, neticesiz kalsın, rahmetten uzak olsun. Yazıklar olsun onlara! Onu (hilafeti), risalet kökünden (merkezinden) nübüvvet ve hidayet temelinden, Ruh’ul Emin’in (Cebrail’in) indiği evden, din ve dünya işlerine alim olanın elinden çıkardılar. “Bilin ki bu, büyük ve açık bir hüsrandır.” Ali’den intikam almalarının sebebi ne idi? Allah'a andolsun ki, onun kılıcının kimseyi tanımamasından, ölüme itina etmemesinden, düşmanları çiğnemesinden, çarpışmasının cezasından (onlara kılıç sallamasından) ve Allah rızası için olan öfkesinden dolayı ondan intikam aldılar. Allah’a andolsun ki, eğer yoldan çıksaydılar (mani olmasaydılar), Resulullah’ın Ali’ye bıraktığı yulardan (önderlikten) ve onu kabul etmekten vazgeçselerdi ve onu (hilafet devesini) Ali’ye bıraksalardı, bu deve onları doğru yola götürürdü, burunsalığı kimseyi yaralamazdı, yürümesi ağırlaşmazdı, binicisi yorulmazdı, onları hazım ve kanık veren temiz suyun kaynağına götürürdü, yanları suyu bulandırmazdı, onları doyurup geri getirirdi.

Ali onlara, gizli ve açık nasihat etti. Hilafete ulaşsaydı zenginlikten çok süslenmezdi (Beyt-ul maldan kendisi için zahire etmezdi), susuzluğunu ve açlığını gidereceği az bir miktar hariç dünya malından bir şey elde etmezdi. O zaman kimin zahit, kimin dünyaya haris olduğu, kimin doğru konuşan, kimin de yalancı olduğu ortaya çıkmış olacaktı. “Eğer halk inansalardı, korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem de yerden bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazandıkları şeylerden dolayı cezalandıracağız.” (araf 96) “Bunlardan zulmetmiş olanlara da, kazanmakta oldukları kötülükler isabet edecektir. Ve onlar (Allah'ı) aciz bırakabilecekler de değillerdir.'' Gel de yaşadıklarımı dinle, zaman sana ilginçliğini gösterir.

Hayret duyacaksan ise, bu olaydan hayret duymalısın! Acaba onlar hangi dayanağa dayandılar?! Yahut hangi sağlam tutanağa asıldılar?! Ne de kötü bir mevla edindiler, ne de kötü yardımcı buldular. Zalimler ne de kötü bir bedel seçtiler. Onlar geri planda olanı öncülün, huysuz olanı, atılganın, aciz kalanı, rüştüne erenin yerine kabullendiler. Yazıklar olsun onlara; "iyi iş yaptıklarını sanıyorlar."(kehf 104) Oysa "bil ki onlar bozkunculuk yapanların ta kendileridir. Fakat bunun farkında değiller."(bakara 12)"..Acaba hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayet edilmedikçe, kendisi doğru yolu bulamayan mı? Ne olmuş size, nasıl hükmediyorsunuz?" (yunus 35)

Artık döllenmiştir, ne doğuracağını görünceye kadar bekleyin. Sonra da kazan dolusu taze kan ve acı zehir sağın.

İşte o zaman batılı seçenler hüsrana uğrayacak ve sonrakiler öncekilerin attığı temelin acı sonucunun farkına varacaktır. Sonra da fitnelerini canınıza afiyetle sindirin. Daha sonra da yüreğinizi fitnesine güvendirin.

"Şimdi siz onu istemezken, biz onu size zorla mı kabullendireceğiz." (hud 28)

Bütün övgüler Alemlerin Rabbı olan Allah'a mahsustur.

Onun rahmeti de Nebilerin sonuncusu ve Resullerin efendisi olan Muhammed'e olsun."

» Takvim
« Oca Şubat Mar »
Pz Sl Çs Cm Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29

» CopyrightYukarı Git
Bu site içerisinde yer alan tüm bilgiler ve medya içerikleri tamamen bilgilendirme amaçlıdırİçeriklerin sorumluluğu yazarlarına aitolup site yönetimi herhangi bir sorumluluk yüklenmemektedir.Telif hakkı ihlali yapıldığını düşündüğünüz içerikleri site yönetimine bildirdikten en geç (Telif hakkının ihlali doğrulandığında) 48 saat içerisinde sitemizden kaldırılır.
2oo6-2o10 © AsriSadet.Com Site Design Coding © C.C.P. Full System V 6.0 - İçerik Yönetim Sistemi - 2010
Genel